Logo

Sınai (AR-GE) çalışmalarının temelinde, yenilikçiliği (inovasyonu) güçlendireceği ve böylece ülkenin rekabet gücünü artıracağı düşüncesi yatar. Dolayısıyla, yürütülecek AR-GE çalışmaları, ülkemizin inovasyon yetkinliğini ve rekabet gücünü arttırıcı özelliktedir. 4691 sayılı yasa kapsamında kurulan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, AR-GE çalışmaları yapacak olan girişimcilere sağladığı avantajlarla, bu bağlamda Türkiye'nin inovasyon yetkinliğinin çekirdeğini oluşturmuştur.
İlk Teknokent örneği, bugün Silikon Vadisi olarak bilinen, 1950'li yıllarda Stanford Üniversitesi arazisinde kurulmuş olan 'Stanford Industrial Park' tır. Teknokent fikri Amerika'da yaygınlaşırken Avrupa'da ilk örnekler 1970'li yıllardan itibaren görülmeye başlandı. Bir ekonomik gelişme aracı olarak algılanan ve kullanılan bu model 80'li yıllarla birlikte Japonya'dan İsrail'e kadar günümüzdeki tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde de kullanılmaya başlandı. Türkiye'de de 1996 yılında ODTÜ'nde kurulan ODTÜ Teknokent (METUTECH) ile model uygulanmaya başlamış ve bugün ülkedeki Teknokent sayısı 43'i bulmuştur.

Araştırma olanaklarına ve nitelikli insan kaynaklarına olan yakınlık ve erişim kolaylığı ve buna ek olarak verimliliklerindeki artış ile düşük maliyetler firmalar açısından Teknokentlerde yer almayı cazip kılarken, oluşan bilgi ve deneyimin ürüne dönüşmesi, akademik personelin sanayi finansmanını da kullanarak araştırmalarını sürdürmeleri, öğrenci ve mezunlara istihdam olanağı sağlanması gibi nedenler, Teknokentleri üniversiteler açısından da cazip kılmıştır. Temel ve Sınai araştırmaların hedef birlikteliğini sağlamak lüzumu unutulmamalıdır.

Bütün bunlara ek olarak teknokentlerde faaliyet gösteren işletmelerin çalışmalarını üniversitesindeki araştırma odakları ile eşgüdümlü bir şekilde yürütebilmeleri, gerek işletmelerin, gerekse Teknokentlerin başarısını belirleyen etken olmaktadır.

• Bölgede yer alan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, Bölgedeki yazılım, AR-GE ve yenilikçiliğe dayalı faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 2023 yılına kadar gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacaktır.
• 6170 Sayılı kanunda tanımlı, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin görevleri ile ilgili ücretleri bölgenin kuruluş tarihinden itibaren 2023 yılına kadar her türlü vergiden istisnadır.
• Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite personelinden Bölgede yer alan faaliyetlerde araştırmacı personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, çalıştıkları kuruluşların izni ile sürekli veya yarı-zamanlı olarak çalıştırılabilirler. Teknokentte yarı zamanlı görev alan öğretim üyesi, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi ve uzmanların bu hizmetleri karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye kapsamı dışında tutulur. Sürekli olarak istihdam edilecek personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile ilişkileri devam eder.
• Teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyet gösteren 5035 sayılı yasanın ilgili maddelerinde belirtilen yazılım firmaları KDV vergisinden muaftır.
• Bu Bölgelerde 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yabancı uyruklu yönetici ve vasıflı AR-GE personeli çalıştırılabilir.
• Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince teknoloji geliştirme bölgelerinde AR-GE faaliyetlerinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşlara yapılacak olan bağış ve yardımlar Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Yasasında belirtilen oran ve esaslar dahilinde vergi indirimine tâbi tutulur.
• Bölge içinde yer alan Teknoloji Geliştirme Merkezlerinde KOSGEB tarafından desteklenen girişimciler de yasanın sağladığı muafiyetlerden yararlanırlar.

Diğer Avantajlar

• AR-GE çalışmalarında gereği duyulan akademik personel, öğrenci, laboratuvarlara erişim kolaylığı ve maliyet düşüklüğü.
• Yedi gün yirmi dört saat sürekli bir çalışma ortamı
• Üniversite'nin laboratuvar, araştırma projeleri, akademik danışmanlık olanaklarından yararlanma
• İstanbul Üniversitesinin teknik ve sosyal altyapı olanaklarından yararlanma
• İkitelli, Beylikdüzü, Hadımköy organize sanayi bölgelerine yakınlık.